1975'in krizle boğuşan Türkiye'sinde, Kral Lear’ın o heybetli tiratlarını ezberleyen tiyatro oyuncusu Aytekin, hayatın sahneden çok daha acımasız olduğunu kavrar. Amerikan ambargosu yüzünden kapanan tiyatrolar ve sinema salonlarını kaplayan romantik film furyası, Aytekin’i sanat idealleri ile hasta eşinin ilaç parası arasında bırakır. Sahnedeki krallık tacını indirip ucuz Yeşilçam setlerinde kameranın karşısına geçen Aytekin, istemeden kazandığı bu yeni şöhretin gölgesinde hem kendi onurunu hem de siyasi çalkantılara kapılan oğlunu ayakta tutmaya çalışır.